English Site of Musa Elitas
 
 
 
 
Diğer Şiirler
Tasavvufi Şiirler 1
 

Duygu paylaşımlarımız için e-posta yazışma listemize katılabilirsiniz...
 
Melami Kültür ve Sanat Vakfı
Kültür ve Turizm Bakanlığı
 
Hakkında Yazılanlar
 
PROF. DR. İSA KAYACAN
SÖZ SEVDANIN

Hani, kouşulur, değerlendirilir her şey bitmiş gibi görünür ya... Bitiminde, arkasında söz, ustaya veya sorumluya verilir ya, Musa Elitaş'ta öyle yapmış. Her şeyin bitiminde olgunlaşmasında veya birikenlerin toparlanmasından sonra "Söz Sevdanın"deyip çıkmış işin içinden.

Sevdanın büyüklüğünü, çeşitliliğini O'nun mısralarında, anlatımında hep görmüşüzdür. Musa Elitaş, sevgiyi, ardından sevdayı inceden inceye inceleyen, yaşayan bir ruh zenginliğiyle yeni kitabının sayfalarına aktarıyor.

Bilinmeli ve unutulmamalıdır ki; bu dünyanın sevgisiyle, sevdasıyla yaşayanlar, öteki dünyanın sevgisi ve sevdasını birleştirebildikleri taktirde, başarılı ve mutlu insanlardır. Musa Elitaş bu iki noktanın, dünyanın gerçeklerini yanyana getirebilen ender insanlardan biridir... Bu kitapta bunlar anlatılmaktadır.

Ankara: Nisan 2006
Prof.Dr. İSA KAYACAN


HÜSEYİN SABRİ SOYYİĞİT
Muhterem Dostlarım!

Sevgili Okuyucular!

Bu kıymetli esere takriz yazmak hiç de kolay değil. Her kelimesinde ince, hikmetli manalar vardır. Aman Ya Rabbim!

Bunlar basit bir edebiyatçının ifadeleri değil. Aşkla, sevgiyle muhabbetle Allah’a gönül vermiş, sevginin mazharı olmuş bir zatı muhteremin eseridir ki doğrusu hayretlere düşmemek mümkün değildir.

Hak mürşidin emrine itaat, telkinine sadakatle gönüller fetheden eserin sahibi sevgili Kul Musa, davasına kendisini vakfeden, dünya ukba pazarından geçip Allah’a aşk ilan eden, en tatlı en veciz ifadelerle ilahiler dile getirendir. Bu zatı muhtereme canu gönülden sevgi ve muhabbetlerimi bildiririm. Tevhide aşkla zevkle hizmet ediyor ve edeceğinden dolayı kendisini bu kutsi ve ulvi yolda tebrik ediyorum.
İnanıyorum ki okuyucularına nurlu ufuklar açacak, onları mestu hayran edecek veciz ifadeleri ile.

Allah’tan Aşık Musa’ya, sadık dostlarına sonsuz iyilikler dilerim. İlhamınız, aşk muhabbetiniz sonsuz olsun.

Dua ve niyazlarımla cümlenizi Allah’a emanet ederim.

İzmir, 16. 04. 2006
Hüseyin Sabri SOYYİĞİT


PROF. DR. İSA KAYACAN
"LALE"NİN HKMETİ - "GÜL"ÜN HAKİKATI

GERÇEĞİN ZİRVESİ

Her doğrunun, her gerçeğin bir zirvesi, ulaşılması zor noktası vardır. Musa Elitaş'ın yayın çalışmaları vermek istediğimiz örneklerden biridir, önde gelenidir, göz dolduranıdır.

O, kaleme aldıklarında, yayınladıklarında hep inanmışlığın, tasavvufi duygularının gerçeklerle bütünleşerek, zirveye bağdaş kurup oturduğunu gösteren bir mesaj zenginliğiyle ortaya çıkar.

Musa Elitaş yeni bir kitabıyla,

("LALE"NİN HİKMETİ-"GÜL"ÜN HAKİKATI)yla karşımıza çıkarken, görüyor ve inanıyorum ki; gelecek kuşaklara bugünün, bugünle yarının önemli ve anlamlı köprülerinin şekillenmesini sağlıyor.

Gerçeklerin nerede bulunduğunu edebilmek zordur. Bu tesbitten sonra yola çıkıp, mısra mısra sayfalara aktarabilen duyguların kitaplaştırılması ise bir başka zorluğun ta kendisidir.

Ama Musa Elitaş, bu zorlukların altında başarıyla çıkabilen, kalkabilen bir sevgi yumağıdır, sevgi bütünlüğüdür.

Ankara: Nisan2006
Prof. Dr. İSA KAYACAN


DR. KEMAL AYDIN
CENNETÜ’L-İRFAN

Sevgili Dostlar,

Cennet bahçe, cennetü’l irfan, irfan bahçesi, irfan ise kulun kalbinin yaradıcı ile olan özel muhaberesidir. İrfaniyet kalb gözü ile hakikatı görebilmek, kalb kulağı ile hakikatı duyabilmek, kalb dili ile hakikatı konuşabilmek özetle kalben hakikatı tefekkür edebilmektir. Gördüğünü, duyduğunu, konuştuğunu hikmetle tefekkür ederek hakikatine ulaşabilmektir. İrfaniyet Yaratıcı’nın eserleriyle bilinmesi, filleriyle fark edilmesi, sıfatları ile tanınması, zatı ile mevcudiyetinin şeksiz ve şüphesiz dil ile ikrar, kalb ile tasdik edilmesidir. Eserde müessirin bilinmesi, fiilde failin fark edilmesi, sıfatta mevsufun tanınması ve zatına müstağrak olunmasıdır. Tevhide, birliğe ulaşılmasıdır.

İrfan talipleri Yaratıcı’yı kalblerine davet edip kalblerini beytullaha çevirmeye, Yaratıcı’yı varlıklarının her zerresinde söz sahibi kılmaya talip olanlardır.

İrfan sahipleri ise kalblerine Yaratıcı’yı oturatarak O’nun hükümranlığını kabul etmiş, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanarak ilahi vasıflarla bezenmiş, kalbi Hakk’a secde etmiş, fail Allah, mevsuf Allah, mevcud Allah şuhudu ile vuslat-ı ilallah ederek şirkten kurtulmuş, tevhid sırrına ermiş kullardır. Bu kullar irfaniyet cennetine dâhil olmuş, zevku sefa ile arif olmanın tadına varmış, tükenmeyen hazineye ulaşmışlardır.

Okuduğunuz eserde bu hazinenin anahtarlarını bulabilirsiniz. Rabbim cümlemizi irfan cennetine güren kullarından eylesin. Âmin.

21.04.2006
KEMAL AYDIN


DR. KEMAL AYDIN
LALENİN HİKMETİ – GÜLÜN HAKİKATI

Sevgili Dostlar,

Yeryüzündeki kısmı ince bir sap üzerindeki bir tek çiçekten ibaret olan lale, Yaratıcı’nın vahdet halinin simgesidir. Bu simge mahlûkat için bir sırdır. Gül ise eşref-i mahlûkat ve halife olarak yaratılan insan tarafından bilinmek isteyen Yaratıcı’nın evvelen yarattığı ve ilahi güzelliğin simgesi olan sevgilisi Hazreti Muhammed’in (sas) nurunun simgesidir. Gonca iken halvet halinde lalenin remzettiği vahdet sırrını âlemden gizlerken açılıp gül yüzünü gösterdiğinde ilahi sırları kesret âlemine fısıldamakta, bülbül misali taliplerini mest-ü hayran etmektedir. Açılan güldeki vahdet kokusunu duyan bülbüller aşka gelip ilahi sırların kaynağı olan gül bahçesine yönelerek sadakatle ikrar verip tevhid bahçesinin güllerinden bir gül olmaya niyet ederler. İlahi güzelliklerin kaynağı olan gül bahçesi arifler topluluğunun oluşturduğu gülzar-ı arifandır. Bu bahçeye girenler kendilerini tanıyıp Rablerine arif olmaya taliptirler. Taleplerinde ihlâslı ve samimi olanlar gülzar-ı arifan gülünü kokladığında özümsedikleri ilahi kokunun etkisiyle sarhoş olup kendilerinden geçerler. Yaratıcı’nın varlığında fani olarak şirkten ve benliklerinden kurtulurlar. İlahi sıfatlarla bezenmiş birer tevhid gülüne dönüşerek gül bahçesindeki yerlerini alırlar. Nereye dönse gördüğü hep güldür artık. Gayriyet, ağyar ortadan kalmış, ayniyet tecelli etmiştir. Gülü koklayan da güldür artık. Seven de, sevilen de, âşık da, maşuk da güldür artık. Gayriye muhabbet sona ermiş, yar ile vuslat ve halvet sırrına erişilmiştir. Bu sırrın zevki cennet zevki, mekânı irfaniyet cennetidir.

Okuduğunuz eserde bu sırdan mesajlar bulabilirsiniz. Rabbim cümlemizi gül bahçesine giren, güllerini koklayıp, dikenlerine itibar etmeyen kullarından eylesin. Âmin.

21.04.2006
Dr. Kemal Aydın
Karşıyaka – İzmir


HALİL ÖZŞARLAK
ŞİİRDE BİR BÜYÜK USTA: MUSA ELİTAŞ

Eskilerin güzelliklerini hatırladıkça, günümüzün değerlerini kıyaslama imkanı buluyorum. Kültürde, edebiyatta şiirde sanatın diğer dallarında , hatta günlük hayatımızda akıl almaz değişim ise toplumda şaşkınlık yarattığına inanıyorum. Eskiden her evin bahçesinde renga-renk açan çiçekler yalnız o evde değil, sokağa, mahalleye güzellikler, bahçesi olmayan evlerin ise balkonlarındaki, cumba ve penceresindeki; saksı çiçekleri ise insanların temaşa duygusuna ayrı bir zevk verirdi.

Şiirde tıpkı çiçeğe benzer. Onun da ifade ettiği duyguları vardır. Alt alta yazılmış yazı dizisinin şiir sayıldığı günümüzde Türk Edebiyatı bunu nasıl izah eder bilemiyorum.Şiirin ruhu, ifade edilmesi güç armonisi vardır. Çiceğin sarısında, yeşilinde, beyazında Yaradan’ın nasıl gizli bir sihri varsa, şiirde de şairin uhrevi duygularının ve ilhamının çırpınışları vardır. Şiiri şiir yapan bunlardır.

Bütün bunları yazarken şiirde bir büyük ustayı, Musa Elitaş dostumu taktirle anıyorum. Sayın Elitaş duygu ve ilham şairidir. Bu duygu ve ilhamı Hakk’ın ve hakikatin yüce varlığında almaktadır. Tıpkı bir çağlayan gibi kağıda dökülen mısralar çoğu zaman rahmet olur, nefes olur, ilahi olur, çok daha önemlisi notaların yetişemediği beste olur.

Musa Elitaş’ın geçmiş yıllarda yayınladığı üç ciltlik”LÜTUF PINARI” eserlerinin her mısrasında , beytinde ve kıtasında yukarıdaki düşüncelerimizin izlerinin bulabilirsiniz. İnanıyorum ki Allah, çiçek, doğa özlemi içinde hazırladığı ve yakında kitap haline gelecek “CENNET-ÜL İRFAN”, “”Lâle”nin hikmeti “GÜL”ün hakikati” ve “SÖZ SEVDANIN” eserleri de olgun fikir ve düşünceleriyle aynı zamanda başarılı şiir tekniğiyle okuyanların taktirini kazanacaktır.

Değerli dost Musa Elitaş’ı yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

HALİL ÖZŞARLAK


HASAN HİLMİ SOYYİĞİT
TAKRİZ

Türk İslam tasavvufu, tarihî seyri içerisinde müstesna kişiler yetiştirmiştir. İslam tasavvufunun Türkü, Arabı, Acemi olur mu diyebilirsiniz. Elbette ki olmaz. Ancak İslâm tasavvufunun farklı dillerde, farklı kültürlerde ve farklı toplumlarda o toplumların özelliklerini ön plana çıkaran, adeta o toplumun yapısına göre bir ruh hali vardır. İslâm tasavvufunun Arap Dili ve Edebiyatında veya Acem Dili ve Edebiyatında, o toplumların karakteristik yapısına göre tezahür etmesi apayrı bir güzelliktir. Bu farklı coğrafya ve kültür yapısı; evrensel olan, güzel sanatlarda, edebiyatta, şiirde v.b. dallarda çeşitli zenginlikleri insanlığın gönül hizmetine sunmuştur. Onun için Kur’an-ı Kerim yeryüzünde gezmeyi, farklı medeniyetlerden insanlık adına sonuçlar çıkarmayı bize salık vermektedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Arap yarımadasından yayılan İslâm mistizmi, adeta suyun aktığı yerleri yeşerttiği gibi ulaştığı coğrafyalarda gönülleri yeşertmiş, İslâm tasavvufuna altın harflerle kazılmış müstesna zatlar yetiştirmiştir. Hayatın kaynağı olan su, güle rengini verirken kokusunu da hakikatin sembolü olarak yaymıştır. Bu icraatını toprakta sergileyen su, topraktan yaratılmış insanın gönlüne aktığı zaman; güller şiirlere, şiirler nağmelere, nağmeler gülün kokusu gibi dalga dalga insan ruhuna yayılıp ruh diriliğini meydana getirmiştir.

Günümüz dünyasına baktığımız zaman, aman Allahım, suyun tadı, kokusu, rengi ne hale gelmiş!.. Her şeyi kirlettiğimiz gibi hayat suyunu da kirletmişiz. Yeşil vadiler yerini beton yığınlarına terk etmiş. Kaynaklar kurutulmuş. Sahte sular, insanlara hayat suyu olarak sunulmakta. Hırslar, menfaatler, kavgalar, sömürüler; gülün lalenin, nergisin yerini almış. Bülbüller susturulmuş, kargalara gün doğmuş. Maneviyatsız, maddeci düzen insanlığı açlığa, yoksulluğa, hastalığa, ölüme mahkum etmiş.

Bugün insanlığın gönül insanlarına her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Onların gönüllerinden kopup gelen, ruhlara hayat veren ilahi esintilere ihtiyacı vardır. Vardır ki bu sayede insanlık yaradılışından kendisine verilen sevgiye yeniden kavuşsun. Doğaya, insana ve bütün mahlukata sevgiyle yaklaşsın. Bülbüller coşsun, çağlayanlar aksın, insanlar birbirine hizmette yarış etsin. Açlar doyurulsun, yaralar sarılsın. Irklar üstünlük olmaktan çıkarılsın. Dünya kardeşliği bu sayede harekete geçsin.

İşte Musa Elitaş gönül kardeşimizin, insanlık adına yazılan sevgi, kardeşlik şiirinin Türk diliyle yazılan bölümünü en güzel şekilde temsil ettiğine inanıyor, ilahi esintileri gönüllere taşıyan eserlerinin devamını yüce Allah’tan diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla esen kalın.

Hasan Hilmi SOYYİĞİT


HASAN FEHMİ KUMANLIOĞLU
LÂLE – GÜL

Siz kaleminizi “Fail-i Hakiki”ye kaptırırsanız –affedersiniz teslim ederseniz- o işte böyle durmadan çalışır. Yazar da yazar. Butûndaki güzellikleri zuhûra getirir. Gaybı şehadete erdirir. Esrarı gün yüzüne erdirir de nasibi olanlar bol bol yararlanırlar.

Lâle ve gülün esrarı, hikmeti manâsı ve muhtevası açıldıkça cehaletimiz gidiyor. Neşemiz artıyor. Ulu Yaratan’a şükrümüz çoğalıyor.

Lâleden de gülden de güzeller güzeli Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’yı (SAS) anlıyoruz. Sevenler nice ifadeler kullanıyor, O’nun yüceliğini bizlere duyurmak için.

Lâle eski yazıda tersinden okursanız Hilâl çıkıyor karşınıza. Hilâl ayın içimize kıpırtılar sunan bir görünümü.

“Bir hilâl uğruna ya Rab – Ne güneşler batıyor” seslenişiyle Mehmet Akif cânımız, Hz. Peygamber Efendimizin adının okunması için ne cânların feda edildiğini işaret etmekte olsa gerek.

Medineliler Hz. Rasul’u karşılarken “Bedr, Vedâ tepelerinden üzerimize doğdu” nağmeleriyle sevinçlerini yaşarken O’nun bir dolunay güzelliğinde olduğunu haykırıyorlar. O güzel insanların sevinçlerine biz de şu an gönüllerimizle katılıyoruz.

Gül’ü ise hangi kelimelerle anlatalım? Biz aciziz, ama kalemini Hakk’a teslim etmiş, kul olmayı şeref kabul etmiş bir güzel insan Kul Musa cân, rahatlıkla anlatır. Biz de onun anlattıklarını, yazdıklarını okudukça esrar perdesini aralar, o hazinenin içerisine korkusuzca girer, mikdar-ı kâfî yararlanırız.

Kendini aşan insanlara her zaman muhtacız. Onlar Hakk’ta yok olmuş, Hakk ile var olmuşlardır. Onların bakışları, söyleyişleri, yazıları, çizileri; her harekât ve sekenâtı ibret doludur. Bize düşen onları anlamak ve anladıktan sonra takdir edip ayakta alkışlamaktır.

Lâleye bak, keyf al
Gülü seyret zevk al

Lâle ve gül ihtişamını sunacak nice eserlerde buluşmak ümid ve temennisiyle.

Bizi eskilerden alıp hep taze taze, yeni yeni tatlar veren Sultanlar var olsun.

Yeni yazılarda buluşmak üzere.

22.04.2006
Karşıyaka – İzmir
Hasan Fehmi Kumanlıoğlu


HASAN FEHMİ KUMANLIOĞLU
CENNETÜ’L-İRFAN veya GÖNÜLLER DİYARI

Bir haber geldi Cennetü’l-İrfan hazır diye. Sevgili kul, kulluğu sevgiyle yoğurmuş bir güzelden. Kulluk yokluk işaretidir. Kim yokluğa talip olur, varlık dururken? Ama gönül gözü açılanlar var ya, işte onlar kara gözlü ve de gözü kara oluyor, hiç düşünmeden yokluğa daha doğrusu kulluğa talip oluyor. Kullukta şeref ve izzet buluyor. Adları çeşit çeşit. Kul Musa gibi, Kul Hasan gibi, Kul Sultan gibi. Rabbim böyle güzellerin sayısını arttırsın diye dualar ediyoruz.

“Cennetü’l-İrfan”ın hazır olduğunu duyarız da içimiz kıpır kıpır olmaz mı? Hemen kalemi elimize alır, o gönüllüler diyarına doğru bütün gücümüzle koşmaya başlarız oraya girmek için kalem anahtar olur. Bahçelerinde gezmek, göz zevkini almak temaşa etmek ve meyvelerinden doya doya tatmak. Sonunda mülkün sahibine şükretmek.

Kullukta Sultan olmuş bir güzelin gönül nağmelerini sindire sindire okumak, gönlü açıklara bir lütuf olsa gerek. Bize de bu diyarda yer açan gönlünü gül etmiş güzel insana her an başarılar diliyoruz. Kalemine kuvvet.

Efendi Babam Ahmet Kumanlıoğlu Hz. (1921 – 1978) “Oldu Melâmet Adem’in cenneti” (A.E.D. sh:100) haykırışında irfaniyet emanetinin öteki adını bizlere duyuruyor gibi.

Melâmet, yokluk nişanesidir. Nefsini kınayıp Hakk’ı yüceltmek, kendini aşabilmiş insanların hüneridir.

“Cennet’ül-Berzah’tan çıkan bir kişi
Cennetü’l-İrfan’da evtan eylemiş.” (H.F.D. sh: 147)

dizelerinde Hasan Fehmi Tezdoğan Ef. Hz. (1885 – 1951) vatan edinilecek yerin adresini veriyor: Cennetü’l İrfan. Bu âleme geliş ve gidişimizin esrarının çözüldüğü, yaşandığı ve zevkedildiği yer, yurt.

Biz ebediyet aşığıyız. Bengisu diye de adlandırılan ab-ı hayatı Mürşid elinden içmişiz. Hızır A.S.’ın sunduğu ab-ı hayatı, ilm-i tevhid adıyla bize gönüller sultanı sunuyor. O Şerâb-ı Tahûr’dur. Berraktır, pırıl pırıldır. “Cennetü’l-İrfan”da gezerken bunun yanında daha nice zevklerde karşılacağız, karşılaşacaksınız. Oturun bir köşesinde kurulun koltuklarınıza. Doya doya tadın bu ölümsüz zevkleri. Ben buradan, gözlerinizdeki mutluluğu görür gibi oluyorum. Gönülleri bu yüceliklere garkeden kaleme, bu kalemi tutan ve yazan ele ve bu elden işleyen ve işleten “Fail”e teşekkürler.

22.04.2006
Karşıyaka – İzmir
Hasan Fehmi Kumanlıoğlu


HÜSEYİN SABRİ SOYYİĞİT
ESSELAMÜNALEYKÜM

Allah’ın rahmeti, merhameti, mağfireti üzerinizden eksik olmasın.

Sevgili Musa Efendi eserine takriz ister.

Sizi candan gönülden tebrik ediyor, eserlerinizin çok faydalı olacağına inanıyorum. Çünkü iyi kalpli, iyi niyetli, hizmet için yola çıkan bir insansınız. Halka faydalı ifadeler kullanıyorsunuz ve kullanacağınızdan da eminim.

Bu kıymetli eserinizi eline alıp dikkatle okuyan Hak yolcularına selam ve sevgilerimi arz ederim. Çünkü bu yazılarda art düşünce yok, nispet varlık yok. Tek, aşkın, sevginin, iyiliklerin ifadeleri kullanılmıştır.

Bir beşer olarak insanoğlu hatadan hali olmaz. yeter ki niyet halisane olsun.

Sevgili Musa,

Muhterem Dostum,

Bütün dostlarıma Musa Bey’in eserlerini tefekkürle okumalarını canu gönülden tavsiye ederim. Çok faydalanacaklarından da eminim.

Bir üzüntüm vardır, o da: Zatı alinizin eserlerine gereken ilgi/alakanın yeterli olmayışıdır. İnşallah zaman öğretmenimiz olacak. İleride okudukça daha çok takdir edeceğiz. Allah ilhamınızı, aşk ve muhabbetinizi bol versin.

Asırlara muhatap olacak, okuyanları hayretlere düşürecek o veciz, hikmet ve mana dolu eserlerinizin devamını dua ve niyaz eder, gözlerinden öperim.
Sizi ve sizi sevenleri Allah’a emanet ederim.

Hüseyin Sabri SOYYİĞİT


PROF. DR. İSA KAYACAN
CENNET-ÜL İRFAN

MÜKEMMELİYET

Musa Elitaş, mükemmeliyet kelimesinin genişliği içine yerleşen, yazdıklarıyla, yayınladıklarıyla takdir toplayan, adeta sessizliğin büyüsüne kapılmış ciddi bir kalem erbabı kalem sahibi.

Kitapların isimleri ve içerikleri de bu söylediklerimizle örtüşüyor.

Cennet-ül İrfan, yanı irfan cenneti, adlı kitabıyla da dünya genişliği içinden bize sesleniyor. Bu geniş dünya Onun dünyasının genişliği, göz alabildiğince uzunluğudur.

Üzerinde yaşadığımız üç günlük dünyanın çıkmazları, sorunları içinde boğulup kalmadan yaşayabilmek, ömrümüzü tamamlayabilmek mükemmeliyetini, Musa Elitaş'ın yaşantısında, yazdıklarında, tasavvufi duygularının zenginliğinde görmekteyiz.

Yılların su gibi akıp geçtiği bir genel tablo üzerinde yer alanların detayını daha çok, daha açık-net görebilmekte, çevresine, insanlığa aktarabilmektedir. Bu çalışması, onlardan sadece biridir...

Ankara: Nisan 2006
Prof. Dr. İSA KAYACAN


AHMET ARSLAN
CENNET-ÜL İRFAN GÜLÜ KİTABINIZA GÖNLÜMDEN SESLENİŞ:

Cenabı Allahın İslam ağacının gövde,dal ve yapraklarından sonra tecellisini gösteren Adem meyvasının, züptesi olan Muhammedin, tadı, kokusu ve renginin, çeşitli doğuşlarıyla saygı duyduğum Musa ELİTAŞ kardeşimin bu kitaplarında teçelli ettiğini görüyorum. Allah kendilerinden hoşnut olduğu için, bir taneden, 7 başak, 7 başaktan yediyüz tane çıkartarak doğuşlarının ilahi halinde devam etmesi, biz gönül dostlarını fazlasıyla memnun etmektedir. Bilhassa, Cenabı Allah'ın zatından sıfatlarına, sıfatlarından esma alarak, fiilleriyle hem kendisinde hem de afakta bütün tecellileriyle, gönül pınarlarından gürül gürül dillendirerek akıtması, bizleri mest etmiştir. Muhammed gül bahçesinin bu şıkrak bülbülüne sevgi ve saygılarımı sunar, gönlünün turusinasından nice ilhamlara mahzar olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ederim. Gönül dostum Musa Elitaş kardeşimin, Allah Zat, Muhammed sıfat, Ali de ilim ve ahlak güzellikleriyle, Allah'ın aşkını gönlümüzde, Muhammed'in gül kokusunu dimağımızda, Ali'nin de rengini İslami yaşam halinde fiillerimizden, dökülüşünü bundan sonra da ilahileriyle görmek dileği ile sevgi ve hürmetlerimi sunarım.

19-Nisan 2006
Ahmet ARSLAN
SALİHLİ


ABBAS ŞENEL
İnsanın iki yapı taşı vardır. Birincisi maddeden oluşan et ve kemik kısmı , ikincisi ise; ruh yapısı.

İnsan dünya ya bu iki unsurla bir araya gelmekte, ne zaman insan vücudundan ruh ayrılırsa insanda bu dünyadan ebedi aleme intikal etmekte,dünya için ölüm gerçekleşmektedir.

İnsan doğduğunda Müslüman olarak dünyaya gelir. Önce anne ve babadan aldığı terbiye ve eğitimle daha sonra çevredekilerin katkısıyla manevi duygularını güçlendirerek kendisini ebedi hayata hazırlar. Üstat Musa Eliaş’ ın şiirlerinde ve ifadelerinde bu olgu açık bir şekilde görülmekte inanç ve ibadetin en doruk noktalarına çıkış merdiveni okuyuculara sunulmaktadır. Kendisini tanımak şerefine erdiğim değerli dost sevgili insanın lütüf pınarı 1-2-3 kitabından zaman zaman programım olan şiir dünyasında faydalandım.

Seyircilerimle üstadın duygu ve düşünce dünyasına konuk oldum. Daha sonra kaleme aldığı şiirlerinden bazılarını okuma fırsatı buldum. Bu çok daha gelişmiş, olgunlaşmış şiirlerde bir dergah ehlinin düşüncelerine ulaştığı fikri bende oluştu. Sayın üstadın bundan sonraki dönemlerde de bir mimar Sinan olgunluk dönemi gibi yeni eserler oluşturacağına inanmaktayım. Tüm okurlarımdan bu duygu ve düşüncelerin herkese yayılması için gayret göstermeleri temenni ederim. Sayın ELİTAŞ sağlık ve sıhhat içinde kaleminiz ve duygularınızın en üst noktalara çıkması dileğimle …

ABBAS ŞENEL
KANAL 15 ŞİİR DÜNYASI YAPIM VE SUNUCU


 

.: Ziyaretçi İstatistikleri :.
Bugün: 5 ziyaretçi, 12 sayfa gösterimi
Toplam: 119.484 ziyaretçi, 136.065 sayfa gösterimi
 
 
 
Musa Elitaş'ın Özgeçmişi Anasayfa Site Hakkındaki Yorumları Okuyabilir ve Siz de Yorumda Bulunabilirsiniz. Musa Elitaş'a Ulaşmak İsterseniz... Musa Elitaş'ın bütün şiirlerini görmek isterseniz burayı tıklayınız...
Musa Elitaş'ın Özgeçmişi Anasayfa Site Hakkındaki Yorumları Okuyabilir ve Siz de Yorumda Bulunabilirsiniz. Musa Elitaş'a Ulaşmak İsterseniz... Musa Elitaş'ın bütün şiirlerini görmek isterseniz burayı tıklayınız...